shape
shape

1-15 EKİM 2026

1-15 Ekim 2026

Dünya Ne Konuşuyor Raporları

Küresel gündemi tarafsız ve güvenilir bir dille aktaran "Dünya Ne Konuşuyor?" (DNK) raporlarımızın 112. sayısıyla karşınızdayız. DNK raporları, öncelikle üyelerimize özel olarak sunulmakta; üç aylık sürenin ardından ise web sitemiz üzerinden herkesin erişimine açılmaktadır.

Detaylar

Ø UNCTAD’ın (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı) 2026 raporu, küresel ticaretin %4 büyümesine karşın küresel ekonomik büyümenin %2,6’ya gerilediğini ve ticaretin jeopolitik gerilimler doğrultusunda yeniden şekillendiğini ortaya koyuyor. ABD-Çin ticaretindeki daralma ve stratejik sektörlerde sıkılaşan kısıtlamalar tedarik zincirlerini dönüştürürken, yapay zekâ ve ileri teknolojilerden elde edilen katma değer büyük ölçüde şirket kârlarında ve gelişmiş ekonomilerde yoğunlaşıyor. Gelişmekte olan ülkeler ise kritik ham maddelerdeki konumlarına rağmen sınırlı katma değer oluşturuyor; artan enerji fiyatları, borçlanma maliyetleri ve azalan kalkınma yardımları ekonomik kırılganlıklarını artırıyor. UNCTAD, bu risklere karşı yerli yenilenebilir enerji yatırımlarını, sektörel uzmanlaşmayı, yabancı yatırımların yerel sanayiyle bütünleştirilmesini ve bölgesel ticari iş birliğinin güçlendirilmesini öncelikli politika alanları olarak öne çıkarıyor.

Ø ABD’nin kamu borcunun 40 trilyon doları aşması, borç sürdürülebilirliğine ilişkin riskleri artırıyor. Ekonomik durgunluğun temel nedeni olarak reel borçların tasfiyesinden ziyade, merkez bankalarının desteklediği karşılıksız kredi genişlemesi gösteriliyor. Bu sürecin üretken yatırımları ve sermaye birikimini zayıflatarak ekonomik durgunluk ve yoksullaşmaya yol açarken, aynı zamanda hükümetin borç ödeme kapasitesini tehdit ettiği vurgulanıyor.

Ø Brezilya’da 25 Ekim’de yapılacak cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimleri, ülkenin iç siyasi dengeleri ve dış politika yönelimi açısından önem taşıyor. Lula da Silva sosyal politikalar, BRICS ve Küresel Güney iş birliğini savunurken, Flávio Bolsonaro güvenlik politikaları, harcama kısıntıları ve ABD ile yakınlaşmayı öne çıkarıyor. Ancak Çin ve ABD’nin Brezilya’nın ticaretindeki kritik rolü, yeni yönetimin ekonomik çıkarları gözeten dengeli bir dış politika izlemesini zorunlu kılıyor.

Ø ABD’nin Erbil Hava Üssü’nden çekilmesi, Washington’ın bölgedeki doğrudan askeri varlığını azaltarak müttefiklerinin savunma kapasitesini güçlendirmeye dayalı yeni stratejisini ortaya koyuyor. Bu gelişme, Irak’ı ABD ile İran arasındaki dengeleri gözetmeye ve Bağdat-Erbil savunma iş birliğini artırmaya yöneltirken, Türkiye-Irak ilişkilerinde de güvenlik ve bölgesel bağlantısallık odaklı kurumsal iş birliğini öne çıkarıyor. Yeni dönemde bölgesel istikrar, Irak ordusunun güvenlik boşluğunu doldurma kapasitesine ve dış askeri desteğin teknoloji transferine dönüşmesine bağlı olacak.

Ø Xi Jinping, Washington ile ilişkilerde istikrar ararken Tayvan üzerindeki siyasi ve askeri baskıyı artırmayı hedefliyor. Pekin, ABD’nin Tayvan politikasını kendi lehine dönüştürerek adanın bağımsızlık girişimlerine karşı uluslararası desteği sınırlamaya çalışıyor. Trump yönetiminin silah satışları ve güvenlik taahhütlerini pazarlık unsuru olarak kullanması ise Taipei’deki güvenlik endişelerini artırırken, Tayvan’ın geleceğinde ABD’nin caydırıcılık politikasını sürdürmesi belirleyici önem taşıyor.

Ø ABD’de evsiz nüfusun giderek gençleşmesi, ebeveyn bağımlılığı, aile bağlarının kopması ve yetersiz sosyal destek mekanizmalarıyla ilişkilendiriliyor. Geçmişteki eroin ve kokain salgınlarının aile yapısı ve koruyucu aile sistemi üzerindeki etkilerinin kuşaklar boyunca sürdüğü vurgulanıyor. Evsizlikle mücadelede yalnızca barınma imkânlarının sağlanmasının yeterli olmadığı; erişilebilir bağımlılık tedavisi, rehabilitasyon ve sosyal destek hizmetlerinin güçlendirilmesinin kalıcı çözüm açısından kritik olduğu belirtiliyor.

Ø Kuantum teknolojileri; hesaplama, iletişim ve algılama alanlarında önemli fırsatlar sunarken, gürültü hassasiyeti, yüksek maliyetler ve ölçeklenebilirlik sorunları nedeniyle yaygın kullanıma henüz tam olarak ulaşamıyor. Kuantum bilgisayarlarının RSA gibi mevcut şifreleme yöntemlerine yönelik oluşturduğu tehdit, kuantum-sonrası kriptografiye geçişi veri güvenliği açısından kritik hâle getiriyor. Kuantum algılama ise hassas ölçüm, GPS’ten bağımsız seyrüsefer ve askeri gözetleme uygulamalarında öne çıkarken, maliyet ve saha koşullarına dayanıklılık ticarileşmenin önündeki temel engeller olarak önemini koruyor.

Hızlı İletişim

Konuyla ilgili merak ettikleriniz veya iletmek istedikleriniz için hemen bize yazabilirsiniz!

Diğer Raporlar