shape
shape

16-31 AĞUSTOS 2026

16-31 Ağustos 2026

Dünya Ne Konuşuyor Raporları

Küresel gündemi tarafsız ve güvenilir bir dille aktaran "Dünya Ne Konuşuyor?" (DNK) raporlarımızın 110. sayısıyla karşınızdayız. DNK raporları, öncelikle üyelerimize özel olarak sunulmakta; üç aylık sürenin ardından ise web sitemiz üzerinden herkesin erişimine açılmaktadır.

Detaylar

Ø Almanya’da konut inşaat sektöründe sınırlı bir toparlanma görülüyor. Sektörün iş ortamı -30,6 puandan -29,3 puana yükselirken, sipariş bildiren şirketlerin oranı %2,5 arttı. Malzeme tedarikinde darboğaz yaşayan şirketlerin oranı %9,7’den %8,5’e geriledi. Ancak iptal edilen siparişlerin %11,4’ten %13,1’e yükselmesi, sektördeki kırılganlığın devam ettiğini gösteriyor.

Ø ABD, Japonya ile Yen’i desteklemek amacıyla 1998’den bu yana ilk kez döviz müdahalesine katıldı. Japonya müdahalenin son iki gününde yaklaşık 87 milyar dolarlık döviz rezervi kullanırken, ABD daha sınırlı finansal destek sağlayarak siyasi desteğini ortaya koydu. Yen’in önceki müdahaleden bu yana dolar karşısında yalnızca %4,6 değer kaybetmesi, müdahalenin acil bir kur krizinden ziyade daha geniş ekonomik ve jeopolitik hedeflere yönelik olduğunu gösteriyor. ABD’nin güçlü dolar politikası ile Yen’i desteklemesi arasındaki çelişki ise müdahalenin uzun vadeli etkilerine ilişkin soru işaretleri oluşturuyor.

Ø Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ı ortak bir savunma çatısı altında bir araya getiriyor. NATO’nun 5. maddesinden esinlenen anlaşma, üyelerden birine yönelik saldırıyı tüm üyelere yapılmış sayarak kolektif caydırıcılık oluşturmayı hedefliyor. Suudi Arabistan finansal gücünü, Pakistan nükleer kapasitesini ve Türkiye savunma sanayisini ittifaka taşırken, ülkelerin farklı güvenlik öncelikleri ortak hareket kapasitesini sınırlıyor. Anlaşmanın yeni ticaret güzergâhları oluşturma potansiyeli ise İsrail’in bölgesel lojistik konumu ve IMEC açısından stratejik risk oluşturuyor.

Ø Avrupa’da artan sıcaklıklar, Çin’in klima sektöründeki stratejik önemini artırıyor. Çin dünya klima üretiminin %80’inden fazlasını gerçekleştirirken, Çinli markaların Avrupa klima pazarındaki payı 2023’te %27’den 2026’da %41’e yükseldi. 2026’nın ilk yarısında Çin’in AB’ye klima ihracatı da %43 arttı. Avrupa’nın iklim değişikliğine uyum ihtiyacı Çin’e olan bağımlılığı artırırken, kritik teknolojilerde alternatif tedarik zincirleri oluşturulması stratejik önem taşıyor. 

Ø Avusturya’da ekonomik toparlanma, İran’daki savaş nedeniyle yükselen petrol fiyatlarının etkisiyle durdu. GSYH 2026’nın ikinci çeyreğinde reel olarak yatay kalırken, enflasyon haziran ayındaki %3,2’den temmuzda %2,8’e geriledi. Gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarındaki %0,4’lük düşüş, özellikle temel gıdalardaki KDV indiriminin etkisiyle enflasyondaki gerilemeye katkı sağladı. Buna rağmen tüketim talebinin zayıf kalması ve açık pozisyonların gerilemesi ekonomideki kırılganlığın sürdüğünü gösteriyor.

Ø Paris Anlaşması, artan jeopolitik gerilimlere rağmen küresel iklim iş birliğinin temel araçlarından biri olmaya devam ediyor. Son on yılda küresel sıcaklık artışı projeksiyonlarının 4°C’nin üzerinden 3°C’nin altına gerilemesi ve yenilenebilir enerji, elektrikli araç ve batarya teknolojilerindeki hızlı gelişmeler iklim alanında ilerleme sağlandığını gösteriyor. Ancak 2025’te sunulan yeni iklim taahhütleri, 1,5°C hedefi için gerekli emisyon azaltımının %6’sından daha azını karşılıyor. Bu nedenle iklim finansmanının artırılması, ulusal taahhütlerin güçlendirilmesi ve uluslararası iş birliğinin geliştirilmesi kritik önem taşıyor.

Ø Afganistan’da ekonomik daralma ve yetersiz istihdam, hanehalklarını giderek daha ağır geçim koşullarıyla karşı karşıya bırakıyor. Kadınlar ve çocuklar düşük gelirli işlere yönelirken, çok sayıda erkek çocuk çalışmak için eğitimden ayrılıyor. Birikimlerin kullanılması ve varlıkların satılmasının yanı sıra İran ve Pakistan’dan geri dönüşlerin artması da aileler üzerindeki baskıyı artırıyor. Bu süreç, kısa vadede geçimi desteklese de çocukların eğitimden kopması ve varlıkların kaybedilmesi nedeniyle Afganistan’da gelecekteki gelir ve istihdam imkânlarını daha da zayıflatıyor.

Ø Yapay zekâda token kullanımı, bilgi işlem altyapısına yönelik talebi hızla artırıyor. Akıl yürütme modelleri ve yapay zekâ ajanlarının yaygınlaşması token tüketimini artırırken, GPU, enerji ve veri merkezi ihtiyacını da büyütüyor. Token maliyetlerinin düşmesine rağmen kullanımın artması, yapay zekâ altyapısına yönelik yatırımları hızlandırıyor. Bu gelişme ülkeler açısından “hesaplama egemenliğini” stratejik hale getirirken, İsrail’in beş yıl içinde 100 bin yapay zekâ hızlandırıcısına eşdeğer işlem gücüne erişme hedefi bu alandaki rekabetin önemini gösteriyor.

Hızlı İletişim

Konuyla ilgili merak ettikleriniz veya iletmek istedikleriniz için hemen bize yazabilirsiniz!

Diğer Raporlar