Dünya Ne Konuşuyor Raporları
Küresel gündemi tarafsız ve güvenilir bir dille aktaran "Dünya Ne Konuşuyor?" (DNK) raporlarımızın 107. sayısıyla karşınızdayız. DNK raporları, öncelikle üyelerimize özel olarak sunulmakta; üç aylık sürenin ardından ise web sitemiz üzerinden herkesin erişimine açılmaktadır.
Ø Alman otomotiv sektöründe iş ortamı endeksi haziran ayında -21,4 seviyesine geriledi. Şirketler mevcut durumlarını geçen aya göre daha kötü görüyor ancak gelecek için karamsarlık ise azalıyor. 2026 yılının ilk beş ayında yaklaşık 284.000 yeni bataryalı elektrikli araç tescil edildi. Bu rakam geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40 artış anlamına gelmekte. Elektrikli araçların toplam pazar payı ise %17'den %24'e yükseldi. Sektörde dalgalı seyir devam ederken büyümenin motoru elektro mobilite oluyor.
Ø ABD’de göçmen işçiler inşaat, bakım ve gıda gibi sektörlerde kilit rol oynuyor. Yerli ve yabancı işçiler birbirinin rakibi olmaktan ziyade tamamlayıcısı olarak görülüyor. Veriler, göçmen işçi çalıştıran şirketlerin yerli istihdamı da artırdığını ortaya koyuyor. Vasıfsız göçmen işçi bulamayan kurumlarda yerli istihdam %0,6 azalırken, bu işçileri kullanan şirketlerde yerli çalışan oranı %1,4 artıyor. Bu durum, göç kısıtlamalarının makroekonomik açıdan olumsuz sonuçlar doğuracağını ve yerli işgücünü de zayıflatacağını kanıtlıyor.
Ø Küresel alüminyum üretimi devam eden İran savaşı nedeniyle büyük bir kriz içerisinde. 2026 yılı mart ayında Orta Doğu'daki tesislere düzenlenen saldırılar bölgedeki üretimi durma noktasına getirdi. Bu durum dünya üretiminin %9'unu doğrudan etkiliyor. Londra Metal Borsası'nda alüminyum fiyatları ton başına 3.500 dolar seviyesine çıkarak son dört yılın zirvesini gördü. Savunma ve havacılık gibi stratejik sektörler hammadde sıkıntısı çekiyor. Şirketler maliyet artışları ve düşük stoklarla mücadele ederken yüksek fiyatların uzun süre devam etmesi bekleniyor.
Ø Donald Trump ve Binyamin Netanyahu arasındaki ilişki, İran savaşı ve ABD'nin İran ile imzaladığı mutabakat nedeniyle en kötü dönemini yaşıyor. Trump hızlı bir ateşkes ve askeri sonuç hedeflerken, Netanyahu hem İran hem de Lübnan üzerindeki askeri baskıyı sürdürmek istiyor. İsrail'de yaklaşan seçimler öncesinde Netanyahu'nun partisine olan destek; rehine krizi ve yolsuzluk iddiaları nedeniyle azalıyor. İki lider arasındaki bu görüş ayrılığı, İsrail'in uluslararası desteğini zayıflatırken Netanyahu’nun siyasi geleceğini de belirsiz bir noktaya sürüklüyor.
Ø Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi, müttefiklerin savunma harcamalarını artırma taahhütleriyle sona erdi. Üyeler, 2035 yılına kadar milli gelirlerinin %5’ini savunmaya ayırmayı hedefliyor. Geçen yıl Avrupa ve Kanada'nın harcamaları %20 oranında arttı. Zirvede uzay, dron ve füze sistemlerini kapsayan 50 milyar dolarlık ortaklıklar duyuruldu. Türkiye için en önemli gelişme F-35 satışına yönelik olumlu yaklaşım olsa da S-400 engeli hala devam ediyor. Ayrıca Ukrayna'ya Patriot füze önleyicileri üretme lisansı verilmesi gündeme gelen stratejik kararlar arasında yer alıyor.
Ø Japonya ve Hindistan arasındaki diplomatik yakınlaşma Çin yönetiminde endişeye neden oluyor. İki ülke yapay zekâ destekli dronlar ve deniz altı kabloları gibi ileri teknoloji projelerinde iş birliğini artırıyor. Bu stratejiyle Çin’in bölgedeki dijital hakimiyetinin dengelenmesi amaçlanıyor. Ekonomik verilere bakıldığında iki ülke arasındaki ticaret hacmi 27,47 milyar dolar seviyesinde kalıyor. Bu rakam Japonya’nın toplam ticaretinin sadece %1,7’sine denk gelirken Çin’in payı %20 civarında seyrediyor. Pekin yönetimi bu ortaklığın siyasi motivasyonlarla yürüdüğünü savunuyor.
Ø İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı'nın kapanması küresel gübre ve gıda krizini tetikliyor. Üre fiyatları kısa sürede iki kat artarken 3,9 milyon tonluk gübre ihracatı askıya alındı. Bu durum düşük ve orta gelirli ülkelerde Tüketici Fiyat Endeksini (TÜFE) %7,8 seviyesine kadar yükseltti. Gelişmiş ekonomilerde ise bu oran %4,2 civarında seyrediyor. Artan enerji maliyetleri gıda işleme ve dağıtım süreçlerini daha pahalı hale getiriyor. Uzmanlar gübre piyasalarındaki sıkışıklığın 2028 yılına kadar uzayabileceğini ve gıda güvensizliğinin artacağını öngörüyor.