shape
shape

1-15 HAZİRAN 2026

1-15 Haziran 2026

Dünya Ne Konuşuyor Raporları

Küresel gündemi tarafsız ve güvenilir bir dille aktaran "Dünya Ne Konuşuyor?" (DNK) raporlarımızın 105. sayısıyla karşınızdayız. DNK raporları, öncelikle üyelerimize özel olarak sunulmakta; üç aylık sürenin ardından ise web sitemiz üzerinden herkesin erişimine açılmaktadır.

Detaylar

Ø Küresel ekonomideki ticari dengesizlikler 2000’li yıllardan bu yana büyük bir değişim geçiriyor. ABD’nin cari hesap açığı, enerji üretimi sayesinde 2006’daki %1,6 seviyesinden %0,9’a kadar geriledi. Diğer tarafta Çin, %0,8’lik cari fazlasıyla 2008 yılındaki tarihi rekorunu tazeledi. Çin parası günümüzde hala %10 oranında düşük değerleniyor. Artık riskler sadece bütçe açığından değil, Çin’in teknoloji ve sanayideki küresel hakimiyetinden kaynaklanıyor. Batılı ekonomiler, özellikle Almanya, Çin’in elektrikli araç ve ileri imalat gücü karşısında ciddi pazar payı kaybı yaşıyor.

Ø Almanya’da yapay zekâ kullanımı iş dünyasında çok hızlı yaygınlaşıyor. 2026 yılı mayıs ayı verilerine göre şirketlerin %54,5’i teknolojiden aktif olarak yararlanıyor. Bu oran bir önceki yıl %40,9 düzeyinde seyrediyordu. Endüstri sektörü %58,7 ile başı çekerken, inşaat sektörü üç yılda %7,1’den %39,8’e çıkarak büyük bir sıçrama yaptı. Büyük şirketlerin %67,2’si yapay zekâyı tüm süreçlerine dahil etti. Şirketler genelde hazır uygulamaları tercih ederken, sadece %18,7’si kendi yazılımlarını geliştiriyor. Yapay zekâ artık veri analizi ve yönetim işlerinin merkezinde yer alıyor.

Ø ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'nın açılmasını ve 60 günlük ateşkesi içeren kritik bir anlaşmaya vardı. Cenevre'de imzalanan mutabakat zaptı ile nükleer program üzerine yeni teknik müzakerelerin yolu açıldı. İran, uranyum zenginleştirme kapasitesini tartışmayı kabul ederken karşılığında dondurulmuş milyarlarca dolarlık varlığına erişim sağlamayı bekliyor. Dünya enerji ticaretinin beşte birini etkileyen bu adım, bölgedeki Körfez ülkelerini büyük ölçüde rahatlatıyor. Ancak İsrail bu duruma çok sert tepki gösteriyor. Anlaşma balistik füzeleri ve vekil güçleri kapsamadığı için bölgedeki güvenlik riskleri tam olarak ortadan kalkmıyor.

Ø İran savaşı Orta Doğu’da dengeleri kökten değiştirirken Türkiye’nin bölgesel etkisini hızla artırıyor. Ankara, savunma sanayisindeki başarısıyla Körfez ülkeleri için vazgeçilmez bir güvenlik ortağı haline geldi. Silah satışının ötesinde teknoloji transferi ve ortak üretim projeleri artık masada duruyor. Hürmüz krizi nedeniyle Irak Kalkınma Yolu ve Orta Koridor gibi projeler stratejik bir önem kazandı. Türkiye bu süreçte küresel ticaret yollarının merkezine yerleşiyor. Ayrıca Körfez ile serbest ticaret müzakereleri hızlanıyor. Savaş sonrasında Türkiye’nin bölgeyi Avrupa’ya bağlayan ulaşım projelerinde liderlik etmesi ve ciddi sermaye çekmesi bekleniyor.

Ø Güneydoğu Asya ülkeleri, küresel kritik mineral arzının %26’sını karşılayarak yeşil enerji dönüşümünün merkezine yerleşti. ASEAN bölgesi, nikel üretiminin %72’sini ve ağır nadir toprakların %45’ini kontrol ediyor. Endonezya ve Malezya gibi ülkeler, artık sadece ham madde satmak yerine yerel işleme tesislerini zorunlu kılıyor. Bu kaynak milliyetçiliği politikası yabancı yatırımcıları bölgede fabrika kurmaya zorluyor. Avrupa Birliği ise bu minerallere bağımlı olmasına rağmen ASEAN ile diplomatik sorunlar yaşıyor. AB’nin başarılı olması için sadece ham madde almaya odaklanmak yerine teknoloji transferi ve ortak yatırımlar yapması gerekiyor.

Ø 2026 Dünya Kupası, ABD, Kanada ve Meksika’nın ev sahipliğinde sporun ötesinde jeopolitik krizlerle başladı. Trump’ın katı göç politikaları nedeniyle bazı sporcu ve taraftarlar sınırda ciddi sorgulama süreçlerinden geçti. Haiti ve İran dahil dört ülke seyahat yasağı kapsamında bulunuyor. İran takımının birçok resmi personeline vize verilmedi. Ayrıca İran savaşı uçuş maliyetlerini yükselterek taraftarların katılımını zorlaştırdı. ABD hükümeti güvenlik önlemleri için 846 milyon dolar harcayarak siber saldırı ve drone tehditlerine karşı hazırlık yaptı. Sınırda sorgulanan hakem ve futbolcular, bu dev spor organizasyonunun üzerine siyasi bir gölge düşürdü.

Ø Birleşik Krallık hükümeti, çocukların güvenliği için 16 yaş altına sosyal medya yasağı getirdi. TikTok ve Instagram gibi dev platformları kapsayan bu düzenlemenin 2027 baharında yürürlüğe girmesi planlanıyor. Kullanıcılar için artık yaş doğrulama zorunluluğu geliyor. WhatsApp gibi uygulamalarda ise yabancılarla iletişim özellikleri kısıtlanıyor. Teknoloji devleri bu yasakların gençleri daha denetimsiz ortamlara iteceğini savunsa da ebeveynlerin %90'ı kararı büyük bir memnuniyetle karşılıyor. Bu adım, teknoloji şirketlerinin kendi kendini denetleme yetisine duyulan güvenin bittiğini kanıtlıyor. Hükümet, bu hamleyle kontrolü teknoloji devlerinden geri almayı ve çocukları korumayı hedefliyor.

Hızlı İletişim

Konuyla ilgili merak ettikleriniz veya iletmek istedikleriniz için hemen bize yazabilirsiniz!

Diğer Raporlar