Dünya Ne Konuşuyor Raporları
Küresel gündemi tarafsız ve güvenilir bir dille aktaran "Dünya Ne Konuşuyor?" (DNK) raporlarımızın 108. sayısıyla karşınızdayız. DNK raporları, öncelikle üyelerimize özel olarak sunulmakta; üç aylık sürenin ardından ise web sitemiz üzerinden herkesin erişimine açılmaktadır.
Ø Fransa’da 15-24 yaş arası gençlerin %11’i, yani tam 880 bin kişi ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. Bu yüksek oran Fransa’yı Avrupa Birliği içinde dördüncü sıraya yerleştiriyor. Fransa’da öğrencilerin sadece %7’si çalışırken bu oran Hollanda’da %52 seviyesine çıkıyor. Eğer Fransa, Almanya veya Hollanda’nın çalışma standartlarını yakalarsa 260 bin ile 580 bin arasında yeni iş imkânı oluşturabilir.
Ø Almanya’da yabancı işçi sayısı 3,31 milyona ulaşarak Avrupa Birliği vatandaşı çalışanları geride bıraktı. Ancak bu kitlesel göç, ciddi sömürü risklerini beraberinde getirdi. Her yıl 200 bin kişi iş sömürüsünden etkilenirken 2024 yılında sadece 41 ön soruşturma açıldı. Bazı sektörlerde işçilerden 15 bin avroya varan yasa dışı ücretler isteniyor. Küresel ölçekte bu istismar ağı 32 milyar avroluk devasa bir hacme sahip. Almanya, denetimleri artırmak ve menşe ülkelerle iş birliği yapmak için eylem planları hazırlıyor.
Ø Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla dünya petrolünün beşte biri ve gübrenin üçte biri tehlikeye girdi. Bu kriz nedeniyle 13 ülke enerji ve tarım ürünlerine 26 farklı ihracat kısıtlaması getirdi. Gübre fiyatlarının 2026 yılında %31 oranında artması beklenirken, bu durum Afrika’da gıda arzını tehdit ediyor. Geçmişteki kısıtlamalar pirinç fiyatlarını %45 oranında yükseltti. Çözüm olarak piyasalarda şeffaflığın artırılması ve ülkelerin kriz anında ihracatı durdurmayacaklarına dair karşılıklı taahhütler vermesi stratejik önem taşıyor.
Ø Husilerin Kızıldeniz ablukası, Süveyş Kanalı ve Bab-ül Mendeb Boğazı üzerinden geçen küresel ticareti durma noktasına getirdi. Bu stratejik hamle, gemileri batırmaktan ziyade sigorta primlerini artırmayı ve nakliye rotalarını değiştirmeyi hedefliyor. Özellikle Asya ekonomileri bu durumdan ağır mali darbeler alıyor. Krizle mücadele için 40 ülkeden oluşan bir koalisyon güvenli geçiş yolları kurmaya çalışıyor. Ancak çatışma uzadıkça bazı devletlerin kendi çıkarlarını korumak için gizli anlaşmalara yönelmesi, kolektif güvenlik sistemini ciddi şekilde zayıflatıyor.
Ø Finlandiya, 2024 yılında NATO’nun 31. üyesi olarak uzun yıllar süren tarafsızlık politikasını tamamen terk etti. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sonrasında halkın üyeliğe desteği %80 seviyesine çıktı. Yeni savunma anlaşmalarıyla ABD ordusuna 15 askeri tesise erişim izni verildi. Ayrıca doğu sınırına mayın döşeme ve nükleer kısıtlamaları kaldırma süreçleri başladı. Bu keskin dönüş, Finlandiya’nın Rusya ile Avrupa arasındaki eski köprü rolünü sona erdirirken, bölgede yeni bir güvenlik çıkmazı oluşturma riski barındırıyor.
Ø 2026 Dünya Kupası, 48 takımın katılımıyla tarihin en geniş kapsamlı spor organizasyonu oldu ve finalde İspanya şampiyonluğa ulaştı. Kupa’da maç başı seyirci ortalaması 65 bin kişiyi buldu. ABD’de futbolun popülaritesi %15,8 artarak üçüncü sıraya yükseldi. Ancak Boston gibi ev sahibi şehirler, 68 milyon dolarlık ulaşım maliyetlerini karşılamakta zorlanarak ekonomik yükün altına girdi.
Ø Almanya’da 2026 yılının ikinci çeyreğinde kiralar %4 artarak enflasyonun çok üzerinde bir seyir izledi. Köln’de %7,9 ve Hamburg’da %5,5 oranındaki yükseliş kiracıları zorluyor. Ülke genelinde kiralık ilanları %12 azalırken, Hamburg’da bu düşüş %57 gibi sarsıcı bir seviyeye ulaştı. Satılık konut ilanları iki katına çıksa da yüksek faiz oranları alıcıları piyasadan uzak tutuyor. İnsanlar uygun fiyatlı eski sözleşmelerini kaybetmemek için taşınmayı reddederken, piyasadaki hareketlilik tamamen durma noktasına geldi.
Ø Çin, yapay zekâ düzenini kendi vizyonuna göre şekillendirmek için 29 ülkenin katılımıyla Dünya Yapay Zekâ İşbirliği Organizasyonu’nu kurdu. ABD ile Çin arasındaki model performans farkı %2,7 seviyesine kadar geriledi. Pekin yönetimi, gelişmekte olan ülkelere 5 bin eğitim fırsatı sunarak etkisini artırıyor. ABD ise stratejik güvenlik gerekçesiyle gelişmiş modellerine erişimi kısıtlamaya devam ediyor. Küresel düzen, devletlerin kendi bağımsızlıklarını koruduğu, iç içe geçmiş ve rekabetin yoğun olduğu teknoloji ekosistemlerine doğru evriliyor.