shape
shape

1-15 HAZİRAN 2025

1-15 Haziran 2025

Dünya Ne Konuşuyor Raporları

“Dünya Ne Konuşuyor?” (DNK) Raporlarımızı; Ekonomi, Politika, Çevre, Sosyal ve Teknoloji olmak üzere beş ana başlıkta ayda iki defa okurlarıyla buluşturmaya devam ediyoruz. DNK Raporları üyelerimize özel gönderilmekte olup, üç ay önceki raporlar web üzerinden genel erişime açık halde paylaşılmaktadır.

Detaylar

  • Euro Bölgesi’nin önemli ekonomilerinden biri olan Almanya’da, inşaat sektöründen olumlu haberler gelirken otomotiv sektöründe olumsuz gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Alman otomotiv endüstrisinde iş ortamı mayıs ayında kötüleşerek, nisan ayında görülen -30,7 puandan -31,8 puana geriledi. Uzmanlar, ABD’nin gümrük tarifelerinde uyguladığı katı vergilendirmenin, özellikle Alman otomotiv endüstrisinde sorunlara yol açtığını belirtiyor. Buna karşılık, inşaat sektöründe iş iklimi endeksi -37,2 puandan -31,5 puana yükseldi. Endekste yaşanan pozitif artış, sektörün iyileştiğine dair sinyaller veriyor. Uzmanlar, özellikle 2025 yılının ilk çeyreğinde inşaat ruhsatlarında görülen artışın, sektör için umut verici olduğunu ifade ediyor.

 

  • ABD’nin uyguladığı ticaret tarifeleri birçok ülkeyi doğrudan, Avrupa Birliği’ni ise kritik düzeyde etkiliyor. Fransa merkezli düşünce kuruluşu Rexecode, Avrupa’nın büyük sanayi yatırımlarını kendisine çekmek isteyen ABD ile yeni pazar arayışında olan Çin arasında sıkıştığını ve ciddi bir baskı altında olduğunu belirtiyor. Özellikle Fransa’nın, endüstriyel rekabet açısından oldukça kırılgan bir durumda olduğu ifade ediliyor. Ülkenin ileriye dönük, rekabet gücünü artıracak sanayi politikasından yoksun olduğu vurgulanırken; 2000–2016 yılları arasında durgun seyreden sanayi yatırımlarının, 2016–2024 döneminde sadece %25 artış gösterebildiği kaydediliyor. Ayrıca, sanayiye yönelik verimsiz vergilendirme uygulamaları da Fransa’nın rekabet gücünü olumsuz etkiliyor.

 

  • Ukrayna’nın Rusya’ya yönelik gerçekleştirdiği sürpriz insansız hava aracı (İHA) saldırısı medyada geniş yankı uyandırdı. Ukrayna, konteynerlere gizlediği bomba yüklü İHA’ları Rusya sınırından geçirerek, stratejik askeri üslerin yakınında harekete geçirdi ve ülkenin önemli savaş uçaklarına saldırarak milyarlarca dolarlık zarara yol açtı. Bu saldırı, günümüz askeri teknolojilerini ve savaş stratejilerini yeniden tanımlayan bir gelişme olarak öne çıktı.

 

  • İsrail’in İran’a yönelik saldırısının, ABD-İran arasında yapılması planlanan nükleer görüşmelerden hemen önce gerçekleşmesi büyük tartışmalara neden oldu. İran’ın nükleer kapasitesini artırarak bölge için tehdit oluşturduğunu savunan İsrail, saldırılarını meşrulaştırmaya çalıştı. İlk saldırılarda, İran Genelkurmay Başkanı, Devrim Muhafızları Ordusu Generali, üst düzey askeri yetkililer ve önemli nükleer bilim insanları hedef alınarak öldürüldü. İran, ilk aşamada İHA’larla karşılık vermesine rağmen beklenen etkiyi oluşturamadı. Ancak daha sonra yüzlerce balistik füzeyle gerçekleştirdiği saldırılar sonucunda İsrail’in çeşitli noktaları vuruldu. Bazı kaynaklar, İran’ın saldırılarının ardından İsrail’in önemli savunma sistemi Demir Kubbe’nin yetersiz kaldığını iddia etti. İsrail, ülke genelinde olağanüstü hâl ilan ederken, vatandaşlarından sığınaklara gitmeleri ve güvenli ortam sağlanana kadar dışarı çıkmamaları yönünde uyarılarda bulundu.

 

  • Orta Doğu’da yaşanan karşılıklı saldırılar gündemin önemli bir bölümünü oluştururken, ABD’de yaşanan protestolar da oldukça dikkat çekti. Eski Başkan Donald Trump’ın göçmenlere yönelik aldığı kararlar, ülkedeki göçmen nüfusu harekete geçirdi. Los Angeles sokaklarında yaşanan protestolar şiddetini artırarak bölgeyi adeta savaş alanına dönüştürdü; polis araçlarına, kamu binalarına ve özel mülklere yönelik saldırılar gerçekleşti. Trump, hukuki zemini olmasa da deniz piyadeleri ve ulusal muhafızları bölgeye sevk etti. Bu gelişmeler sadece küresel medyada değil, ABD iç siyasetinde de ciddi tartışmalara yol açtı.

 

  • Harvard Belfer Bilim ve Uluslararası İlişkiler Merkezi tarafından hazırlanan “Kritik ve Gelişmekte Olan Teknolojiler Endeksi” raporunda; yapay zekâ, biyoteknoloji, yarı iletkenler, uzay ve kuantum teknolojileri olmak üzere beş ana başlık değerlendirildi. Raporda, Çin’in özellikle biyoteknoloji alanında ABD’yi geçme potansiyeline sahip en güçlü ülke olduğu belirtildi. ABD her ne kadar beş alanda küresel liderliğini sürdürse de Çin’in bu liderliği ele geçirme konusunda yoğun çaba gösterdiği ifade edildi. ABD Ulusal Güvenlik Komisyonu’nun hazırladığı başka bir raporda ise, biyoteknoloji alanında ChatGPT’nin çıkışına benzer bir dönemin yaşanabileceği, ABD’nin gerekli önlemleri alamaması durumunda Çin’in gerisinde kalma riskinin yüksek olduğu güçlü ifadelerle vurgulandı.

 

 

Hızlı İletişim

Konuyla ilgili merak ettikleriniz veya iletmek istedikleriniz için hemen bize yazabilirsiniz!

Diğer Raporlar