shape
shape

1-15 NİSAN 2025

1-15 Nisan 2025

Dünya Ne Konuşuyor Raporları

“Dünya Ne Konuşuyor?” (DNK) Raporlarımızı; Ekonomi, Politika, Çevre, Sosyal ve Teknoloji olmak üzere beş ana başlıkta ayda iki defa okurlarıyla buluşturmaya devam ediyoruz. DNK Raporları üyelerimize özel gönderilmekte olup, üç ay önceki raporlar web üzerinden genel erişime açık halde paylaşılmaktadır.

Detaylar

  • 1-15 Nisan döneminde küresel çapta en çok konuşulan konu şüphesiz ikinci başkanlık dönemini icra eden Trump’ın “daha güçlü Amerika” prensibi ile harekete geçtiği ve uygulamayı planladığı ek gümrük tarifeleri oldu. Baz tarife olarak minimum tarife oranını %10 olarak belirleyen Trump yönetimi, en yüksek tarifeyi üst üste artırarak %145 ile Çin’e uygulanacağını belirtti. Çin ise ABD’nin uygulayacağı tarifeye karşı benzer bir misilleme ile cevap verdi. ABD, kendisine yakın ülkelere ek tarife uygularken Rusya’ya tarife uygulamayacak olması kamuoyunda şaşkınlığa neden oldu. Avrupa Birliği’nin tarifelere karşı nasıl cevap vereceği ise oldukça merak edilen sorulardan birisi olarak karşımıza çıktı.

 

  • Trump hükümetinin tarife planları küresel ticaret sisteminde sorunlara neden olarak tedarik zincirlerini etkileyecek ve enflasyonu da artıracaktır. IFO Enstitüsü’nün 131 ülkeden 1489 ekonomi uzmanı ile yaptığı ankete göre önceki çeyrek enflasyon tahminleri yükseldi. Uzmanların değerlendirmesine göre küresel enflasyonun 2025 yılında %4’e, 2026’da %3,9’a ve 2028 yılında ise %3,8’e ulaşacağı öngörülmekte.

 

  • Tarifelerin etkileyeceği en kritik sektörlerden biri ise tarım sektörü olacaktır. Tarım sektörü küresel değer zincirlerinin, uluslararası kalkınmanın ve ulusal gıda güvenliğinin kesişim noktasında yer alması nedeniyle ticaret politikalarına karşı oldukça hassastır. Araştırmacılara göre, uygulanacak tarifeler küresel tarım ticaretinde %3,3 ila %4,7 arasında bir daralmaya, küresel GSYH’de ise %0,3 ila %0,4’lük bir düşüşe yol açabilir. ABD özelinde GSYH’nin düşüşü %1,2’yi bulabilir. Gıda fiyatlarında yaşanacak olası artışlar şüphesiz gelirinin büyük kısmını gıdaya harcayan hane halkları için büyük zorluklar oluşturacaktır.

 

  • Bazı uzmanlar, ülkeler arasındaki ilişkileri analiz ettiğinde Kuzey Kore ile Rusya arasında kısa vadeli bir çıkar ilişkisi olduğunu düşünürken, Rus milliyetçisi Dugin, Rusya ile Kuzey Kore arasındaki ilişkinin daha yakın ve kalıcı bir şekillenme sürecinde olduğunu iddia ediyor. İki ülke de kendi ülke sınırlarında Batılı Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) faaliyetlerinden rahatsız olurken, bunların faaliyetlerini tehdit olarak görüyor. Kuzey Kore’nin siyasi ilişkilerde Çin ile anlaşamaması ve güvenmemesi, onu Rusya ile daha yakın ilişkiler kurmaya yöneltiyor.

 

  • Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya’dan ithal ettiği enerji kaynakları bu dönemde de oldukça konuşuldu. Rusya’dan uranyum ve uranyum ürünlerinin ithal edilmesi değerlendirildi. 2024 yılında AB, Rusya’dan toplamda 22 milyar avroluk enerji ithalatı gerçekleştirirken, bunun 700 milyon avroluk kısmını sadece uranyum ürünleri oluşturdu. Uzmanlar, AB’nin uranyum konusundaki zafiyetinin Rusya tarafından bir sömürü aracı olarak kullanılabileceğini iddia ederken, potansiyel enerji güvenliği risklerini de dile getirdiler.

 

  • Almanya’daki konut fiyatları gündemde kalmaya devam ediyor. Önceki yıllarda ekonomik büyüme sayesinde şehir merkezlerindeki konut fiyatları kırsal bölgelere göre ciddi artış göstermiş, günümüzde ise bu eğilim tersine dönmüştür. Şehir merkezinde konut fiyatları azalırken, diğer bölgelerle arasındaki fiyat farkı da benzer bir eğilim göstermiştir. Ancak şehir merkezinde en pahalı ve en ucuz semtler arasındaki fiyat aralığı hâlâ yüksek seyretmektedir. Hamburg’da şehir merkezi konut fiyatları 2022 yılından bu yana %17,8 azalırken, çevre bölgelerdeki düşüş %11,8 olarak kaydedilmiştir. Hamburg, Köln, Berlin ve Frankfurt gibi şehirlerde semtler arasında ciddi konut fiyatı farklılıkları bulunmaktadır. Örneğin; Köln’de Innenstadt bölgesinde 5.600 avro/m² iken Chorweiler’da 3.000 avro/m²’dir.

 

  • ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının yanı sıra teknoloji yarışı uzmanlar tarafından etraflıca analiz edilip değerlendirilirken, bu sefer konuya Türkiye de dahil edildi. Uzmanlar, Türkiye’nin özellikle son on yılda ABD ile olan kötü ilişkisi sebebiyle ABD-Çin arasındaki teknoloji savaşından pozitif yararlanamadığını dile getirdiler. Türkiye’nin Dördüncü Sanayi Devrimi hedefleri doğrultusunda Çin’in teknolojik anlamda çeşitli fırsatlar sunduğu vurgulandı. Gelişen teknoloji çağında Türkiye’nin yapay zekâ destekli teknolojilere ciddi anlamda ihtiyaç duyduğu belirtildi. Günümüzde; insansız hava araçlarındaki gelişim, yerli otomobil markası TOGG’un üretimi, ilk “Made in Türkiye” kuantum bilgisayarı ile ülkenin büyük teknolojik ilerlemeler kaydettiği ifade edildi.

Hızlı İletişim

Konuyla ilgili merak ettikleriniz veya iletmek istedikleriniz için hemen bize yazabilirsiniz!

Diğer Raporlar